6 Ocak 2017 Cuma

Dijitalde Para Kazanmanın 7C’si

Digital Age Summit’te dinlediğim Prof. Dr. İlber Ortaylı bana yeni ufuklar açtı. Peki, dijitali neredeyse hiç kullanmayan bir kişi Digital Age’de bize ne öğretebilirdi? Ustanın mahareti her parıldayan şeyin peşinde koşmasında değil, temelleri çok iyi bilmesinde. İlber Hoca da tabii ki, her ustanın yaptığını yaptı ve temellere döndü

İlber Hoca, Digital Age Summit’te özetle dedi ki: “Konseptin kafanda varsa dijitali kullanırsın, her şey buna dayanır. Ama konseptin yoksa dijital bir işe yaramaz. Önce konsepti kafanda oturtacaksın.” Dijital dediğin bir kanal. Büyük resimde başka elementler olmalı, değil mi? Peki, bu elementler ne ve biz nereden başlayacağız?

Harvard’da ne öğretiyorlar?

Global, yerel birçok büyük şirkette dijital pazarlama eğitimi veriyorum. Eğitimi tasarlamadan önce ilk baktığım şeylerden biri şuydu: Harvard’da Dijital Pazarlama Dersi’nde ne öğretiyorlar? Tabii ki SEO, SEM, sosyal medya, e-posta ve bilimum kanallar. Ama hepsinden önce öğretilen bir şey var: Dijital zihin yapısı.

Content değil Concept Marketing

Bu ara içerik pazarlaması çok popüler. Ama asıl üzerine gitmemiz gereken “content” değil “concept” diye düşündüm. Sonra bunlara başka C’ler de eklendi. Her şeyi kalıplar halinde anlatmayı seven Batı literatürü burada da imdadımıza yetişmişti. Büyük resmi görmek için diğer C’leri de araştırdım, sadeleştirdim ve bu makalede anlatmak içi n 7C’de karar kıldım.

Dijitalden para kazanmanın 7 C’si

1- Content (İçerik)
2- Context (Bağlam)
3- Concept (Konsept)
4- Channel (Kanal)
5- Community (Topluluk)
6- Communication (İletişim)
7- Commerce (Ticaret)

İçerik (Content)

Evet, biz çoğu zaman, gerek bireysel eforlarımızda gerekse kurumsal bütçelerimizi harcarken hemen pozitif ROI’ye ulaşacağımızı, para kazanacağımızı düşünüyoruz. Gerçekte ise öyle olmuyor, neden?

İçerik tabii ki önemli ama tek başına yeterli değil. Bu uzun bir süreç. İçerik pazarlamasının; “içerik yaz, para kazan” sığlığında anlatılması onu gerçek yapmıyor. Bu işten para kazanmanın 7 aşaması var:

Özetle: İçerikten önce kafanda bir konsept olacak, bu konseptten bağlama uygun içerikler çıkaracaksın. Bu içerikleri doğru kanalda yayınlayıp, doğru bir şekilde iletişimini yapacaksın, topluluğunu oluşturup, bunu paraya çevireceksin.

Context (Bağlam)

Bağlam aynı zamanda felsefî bir terim ve anlamı şu: “Bir düşüncenin kendinden önceki ve sonraki düşünceye uygunluğu, o düşüncelere bağlı olarak beliren anlamı, onlar arasında çelişmeye yer vermeyen bağlantı.”

İlber Hoca, Digital Age Summit’te bağlama müthiş bir örnek verdi. Dedi ki: “Hz. Muhammed için okuma- yazma bilmiyor” derler. İyi de, bırakın 600’lü yılların Arabistan halkını, o zaman saraylarda bile okuma yazma bilinmiyordu ki.

Biz bu tür verilerle genellikle Cumhuriyet’in ilanı sırasındaki okuma-yazma oranı tartışmalarda rastlarız. 1920’lerde bile Türkiye’nin yüzde 90’ı okuma-yazma bilmiyordu. Dolayısı ile bağlamı düşündüğünüzde 600’lü yıllarda Arabistan’da okuma yazma bilinmemesi son derece normal. Yapmamız gereken içeriği hemen bir büyük resme odaklayıp, kendi içinde ve zamanında tutarlı olmasını sağlamak.

Concept (Konsept)

Konsept kelimesi tam Türkçeye çevrilemiyor. Zaten tam çevrilebilen bir kelime olsaydı eminim İlber Hoca onu kullanırdı. Peki, konseptten ne anlamalıyız?

Konsept; bir düşüncenin veya nesnenin zihindeki soyut ve genel tasarımıdır. (“Kavram” bu kelimeye en yakın Türkçe kelime)

Eğer konsepti doğru oturtursak gerisi kolay. Bugünkü yazıların çoğu içeriğin formatı etrafında dönüyor: İçerik video mu olmalı, yazı mı, infografik mi? Eğer elinde bağlama oturmuş, iyi bildiğin ve anlatabildiğin bir konun varsa sen onu basılı bir dergiye de gönderirsin, sunum da yaparsın, videosunu da çekersin, makale de yaparsın, “event’e” dönüştürürsün, mobil uygulamasını da yaparsın. Önce bunları birbirine karıştırmaktan vazgeçelim.

Channel (Kanal)

Güzel bir içeriğiniz var, bunu hangi kanalda yayımlayacağınıza karar veremediniz mi? “Blog’da mı yazsam, Twitter’da mı, LinkedIn’de mi paylaşayım, ya da hepsinde paylaşayım ya, ne fark eder,” durumuna hızlıca geçtiniz mi, geçmeyin!

Kanalın doğru olup olmadığına biz değil, veriler karar verebilir. Bunlara bakarak ve sürekli yeni denemeler yaparak en doğru kanalın hangileri olduğuna karar verebilirsiniz.

Community (Topluluk)

Topluluk derken, hep çok yüksek sayıda insana ulaşmak gibi bir hedef olmak zorundaymış gibi hissediyoruz, hiç değil. İşin Pareto’su az sayıda keyif alabileceğimiz insanla, az sayıda keyif alabileceğimiz işler yapmak. Hele de B2B bir iş yapıyorsak, bize seçtiğimiz az sayıda kişiyle fayda yaratabileceğimiz birkaç iş son derece yeterli. Binlerce insana, Facebook arkadaşına, Twitter takipçisine gerek yok.

Kimi hedefleyeceğimizi bildikten sonra topluluğu kurmak kolay. Doğru kişilerden yardım alalım yeter. İlber Ortaylı konuşmasında şundan bahsetmişti: Kod yazmak önemli değil, eğer konseptin varsa kodu yazdırırsın. Aynısını, topluluk yaratmak için de düşünebiliriz.

Communication (İletişim)

Şimdi geldik iletişime. Konsepti bulduk, bağlamı oturttuk, hedef kitlemizi analiz edip, stratejimize uygun içeriğimizi ürettik, bu içeriği doğru kanaldan verdik, bunun için bir topluluk oluşturduk, şimdi doğru iletişimi yapma zamanı.

Commerce (Ticaret)

“Artık dijitalde para kazanmak çok kolay” diyenlere inat bu işin temelinin pek değişmediğini bu yazıda anlatmaya çalıştım. Temelleri iyi kavrayanlar dijitali iyi kullanırlarsa Pareto’ya daha çabuk ulaşabilir. Ama bu daha az kan, ter ve gözyaşı demek değil.

*Kendime de özet not şeklinde. H.Basusta'nın digital age yazısı

kaynak:
https://www.linkedin.com/pulse/dijitalde-para-kazanman%C4%B1n-7csi-hasan-basusta?trk=hp-feed-article-title-like

12 Aralık 2016 Pazartesi

Elektronik Ticaret Kanunu Kritik Maddeleri

Elektronik Ticaret Kanunu’nun ilgili bölümlerinden bizi ilgilendiren satırları aşağıya kopyaladım:


•ETK gereğince firmalar artık elektronik ortamda yaptıkları pazarlama faaliyetlerini ve ticari içerikli gönderimlerini izin aldıkları müşterilerine yapabileceklerdir.
•Bilgilendirme mesajları ve ticari içerikte olmayan gönderimler kanun kapsamı dışındadır.
•ETK, 1 Mayıs 2015 öncesi izin alınmış müşterilerin izinlerinin geçerli olduğunu belirtmektedir.

1 Mayıs 2015 tarihinden önce firmalar ve tüketiciler arasında doğrudan mal veya hizmet temini ilişkisi olması kaydıyla, ticari elektronik ileti gönderilmesi amacıyla alıcıların elektronik iletişim adreslerinin alınması ile oluşturulan veri tabanlarının onaylı olduğu kabul edilir.

Yönetmelikte ise aşağıdaki maddeler var:

Onay gerektirmeyen durumlar

MADDE 6 – (1) Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi hâlinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

(2) Devam eden abonelik, üyelik veya ortaklık durumu ile tahsilat, borç hatırlatma, bilgi güncelleme, satın alma ve teslimat veya benzeri durumlara ilişkin bildirimleri içeren iletiler ile hizmet sağlayıcıya ilgili mevzuatla getirilen bilgi verme yükümlülüğü durumlarında önceden onay alma zorunluluğu aranmaz. Ancak bu tür bildirimlerde herhangi bir mal veya hizmet özendirilemez veya bunların tanıtımı yapılamaz.

Prensip olarak yukarıdaki madde nedeniyle bizde kartı veya eskiden beri kaydı varsa müşteri yöneticilerine mailing yapabiliriz. Burada en kritik nokta, mailingde bir daha mail istemiyorum diye bir geri bildirim imkanı tanımak ve mailing istemediğini bildirenleri mailing listesinden çıkaracak bir düzen olması.


Veri tabanları ile ilgili maddelerde de aşağıdaki hüküm var:

Mevcut veri tabanlarının kullanımı

GEÇİCİ MADDE 1 – ………
(2) Kanunun yürürlük tarihinden önce (1/5/2015), hizmet sağlayıcı ve alıcı arasında doğrudan mal veya hizmet teminine yönelik işlemler sırasında alıcının elektronik iletişim adresini vermesi ile oluşturulan veri tabanlarının onaylı olduğu kabul edilir.

Özet olarak bize kartvizitlerini teslim etmiş ve/veya 1/5/2015 tarihinden önce veri tabanına kaydolmuş müşterilere mailing yapmakta herhangi bir sıkıntı yok. Aslında kanun ve yönetmelikte hedef toplu mailing yapan firmaları engellemek…

11 Ekim 2016 Salı

Yorum : Alain De Botton - A Kinder, Gentler Philosophy of success



konusmadan aldigim noktalar... *30s is new 20s konsepti *secim coklugu ve insanlarin mutsuzlugu *fazla bilginin paralize ediciligi * bilginin hazmedilemeden tuketilmesi (bu noktada peyami safanin guzel bir genclere seslenisi var.. kendisni cok severim) *bilgi ile gelen hayati sekillendiren merkezi guc olma istegi ve bu kapsamda sistemin sorgulanisi *imgeleme gucunun beyinde yarattigi inandirma.. (herseyi yaparsin hayal et.. esasinda sporcularin siklikla yaptigi bir duygusal zekadir. Imgeleyen insanin beyni isi gerceklestirmis gibi hisseder.. dolayisiyla bu durum toplumda farkli turde don kisotlar yaratacaktir.) *ferrari-envy-rewads-hopes konseptine katiliyorum.. bunun icin ekonominin dijitallesmesi ile teknoloji sayesinde bolluk ekonomisi yaratilabilecegini dusunuyorum. * kime gore loser vb soruya ise; protestan ahlak ve kapitalism deki max weberin ideal insan kavraminin toplum insan yapisina uygun olmadigini.. Toplumun genelinin zanaatkar mantalitede olmak istedigini (yani kendi becerileriyle hizmetini bastan sona takip ettigi tatmin oldugu isler yapmak..) bu nedenle de hatta turkiyedede bircok beyaz yakanin is kurarak kurumsal hayattan kacmaya calistigini soylemek gerek.. bu konuda daha detayli da konusuruz) *failure konusunda da hakikaten toplumsal bir baski hissedmemeli.. bu en basta egitim ile insanlarin kendilerinden uzaklasmasi neden oluyor.. burada da kisisel yetenek ve arzularin serbestce yasamasi icin daha renkli ve kesinlikle cok yonlu.. her seyin denenip gorulebilecegi bir egitim ortami toplum geneline yaymak muhakkak gerekli.. *kisisel yasamin kesfi bence tamamen yasami dinlemek ve onu kalbimizle bulmak ile alakali.. burada ne yazikki kitaplarin degeri 0.. bize ait yasam yolunda ogrenecek dersler cikaracak olan kisiler biziz.. su mevlana ile sems tebrizinin karsilasma hikayesinde oldugu gibi.. mevlanaya en degerli 3 kitabini getirmesini soyler sems.. 3unu de alir suya atar.. kitaplarin murekkebi gider islanirlar.. sems mahfolmus bicimde bakan mevlanaya.. aradiklarin burada degil der.. okumanin degerli oldugu ama herseyin yola cikarken geride birakildigini gosterir.. bence de olay icimizi dinleyebilecek huzuru bulmakta.. kimi din ibadet kimi yoga kimi dogaya bakarak dinlenir.. ruhun dinlenmesi ve berraklasmasi bence bu ic sessin bulunmasina fayda sagliyor.. yasamimiza gelen seyleri iyi algilayabilirsek daha saglikli secimler yapabiliriz.. diger yandan bana arthur rubenstein in su sozlerini de animsatti..cok begenirim bu konuya guzel aciklama getiriyor.. "there is no formula for success except perhaps an unconditional acceptance of life and what it brings "

23 Nisan 2016 Cumartesi

Uzmanlara göre Startup neden basarısız olur?

Kendi projemden yola çıkarak sorunların cozumlerini aramaya, sorunlara kendimden yola cıkarak cevap verecegim,

I- IDEA
* Starting your startup ideas for wrong reasons:
Kendi projemdeki fikrin ve vizyonun doğru oldugunu teyit ediyorum. Aynı domainde is yapan ve benzer calismaları yapan insanların proje hakkındaki yorumundan yola cıkarak...

* Your idea lacks in serving the market need:
Ortada projenin kullanılması için gerçek bir ihtiyaç var mı? sorusu hala kısmen soru işareti... Gerçek bir ihtiyaç olmadığını ama bir problem oldugunu ve ona çözüm sağladığını tespit etmiş durumdayım.

* People want complete products, not just ideas!
Bu suanki problemlerden birisi ozellikle yatırımcı ve collaboration yapma tarafında.. bu nedenle bu kısım için riske girip uygulamayı yaptıracağım.

* Unable to realize the competition:
Pazar ve alan suan uygun gorunuyor

* Failing to safeguard your intellectual property:
Bu alanda zayıfım

*Derivative idea:

II- PLANNING
* No business plan:
İş planım var. Cok fazla ihtimal ve senaryo üzerinden farklı farklı birçok detaylı finansal fizibilite var.

* No plan B or C:
Fikrin dönüşümü için farklı kurgularda gorusuldu. Bu nedenle uygunluk durumunda farklı senaryolara kayılabilecek.

*The entrepreneurial vacuum:

* Desire to scale up too early:
Bu kısım bende olabilir. Ama business'ı farklı yonleriyle ve kolayca kullanılması için bu sekilde duzenledim denebilir.

*Inability to pivot when required:
Baslangıc asamasından bu yana gidebileceğimiz yonler üzerinden ilerleyerek o yolların nerelere cıkacağını netlestirdik. Soz konusu durumlar değistiğinde isi cevirebileceğiz

III- LEADERSHIP
* Not having mentors:
Suan bende olmaması bir sıkıntı

* Choosing the wrong person as your partner:
Bu konuda deneyim kazandım ve farklı yollarla ozellikle yetenekleriyle projeye katkısı belirli olcekte kesin olan kısıleri ikna ederek ilerlemekteyim.

* Investors/Cofounders disharmony:
Bu konuda henüz bir sıkıntı yok

* Reluctance in getting your own hands dirty:

* Lack of investor interest / financing:
Projeyi sahiplenmiş kisilerin burada onemli oldugunu dusunuyorum ayrıca. PRojenin yapısının ve cikiciligi nedeniyle bu konuda sıkıntı gormuyorum.

* Following bad advice:
Bu duruma dusmemek icin olabildiğince filtreleyerek ve kararları dusunerek sorgulayarak veya farklı noktalarla danısarak almaya calısıyorum.

* More thinking than doing:
Bu konuda netleşmesi gereken surecleri atlattıgımız ıcın aksiyon yapamadıgımızı dusunuyorum ayrıca da dedike calısamadıgım ıcın sıkıntı goruyorum.

* Working in the business:
Dedike iste calısma konusu bir risk ve bunu dogru zamanda almak gerektiği kanaatindeyim.

* Half-hearted effort:

* Shortsightedness:
Bu konuda henuz sıkıntı yasamadım

* Egoism:
Boyle algılandıgı ama aslında hic egoist olmak istemediğim fakat, durumlar veya asırı logical dusundugum icin insani kısımlarda bocalayabiliyorum. Ozutunde egoist olmadıgımı dusundugum ve davranıslarımla gosterdıgım ıcın uzun vadede sıkıntı gormuyorum

*Inattentiveness:
Dedikasyonla cok baglantılı

*Inflexibility:
Fikirlere, insanlara ve sartlara karsı esnek olmanın onemli bir yetenegim oldugunu ozellikle zamanlama konusunda da basarılı olarak bu 2 ozelligi sinerjik kullandıgımı dusunuyorum.

IV- FINANCE
*Running out of cash:
Bu durumu cok iyi planlayarak, ozellikle farklı dostlardan da sartlı borclar alarak bir vade suresi bırakıp bunun uzerınden finansal destek mekanızması kurguluyorum. Buradaki ana amac ise bankadan daha avantajlı ve ek bir finansal enstruman olarak dostlardan destek almak

* Overemphasis on raising money:
Bu konuda cok dusunuyormusum gibi de gorunebilir fakat, aynı zamanda deneyimim de kısıtlı oldugu icin paradan cok deneyim 2leminde de kalıyorum.

*Too little is of no use as well!:
Bu konuyu dusunuyorum.

*Resorting to wrong source(s) of investment; Everything that glitters is not gold!:

V- HR MANAGEMENT
*Customer is NOT always the king - your employees are!
Bu konuyla ilgili de nasıl bir sirket kulturu yaratacagımı dusunuyorum. İnsanlara ilham verece kve birşeyler üzertmekten keyif alacakları bir alan olusturmam gerektiğini bilyiorum

*Not hiring the winners (wrong managers)

*Not the right team

VI- PRODUCT LAUNCH
*Timing
En uygun zamanın eylül ayları oldugunu dusunuyorum. Beta denemeleri icin ise yaz aylarında sosyal mekanlar kullanılabilir
*Location
Universite ve beyaz yaka kitlesinin uygun oldugunu dusunuyorum

VII- MARKETING
*Poor marketing

*Existing competitors are too hard to beat
Bu konuda suan bir sıkıntı yok ama mekanlara girmek ve onlarla işler yapmak isteyen cok fazla insan, firma var.

VIII- SALES
*No Sales
Son kullanıcı tarafında beni endişelendiren bir durum var ekstra hooklar eklemek gerekliliğini görüyorum.
Kurumsal kullanıcıların ise satış tarafında daha uygun biçimde ilerletileceği görüşündeyim. Ayrıca, bunun için de bir kısım finansman gerektiğini de öngörüyorum.
*Pricing
Bizim gamımızdaki satışlardan ürün fiyatı hassas ve diğer giderlerden dolayı cok minimal bir gelir kalabiliyor . Bunu onleyici şeyler eklesek de hizmet olarak kar marjımız cok yuksek degil. Son kullanıcıdan cok yaratacağımız ekosistem üzerinden gelir kazanacağımzıı dusunuyorum.

IX- OPERATIONS MANAGEMENT
*Focusing more on -supposed- profits than users
Fiyatlandırma kısmında da cok önemli bir detay. Burada daha kapsamlı tüm adımları ve senaryolarıyla dikkatlice incelenmeli

*Poor product
Ürünün zayıf ozellikleri daima kullanıcı ve operasyon ekibi tarafından tespit edilmeli süreç içerisinde deneyimlenen eksiklerin tespiti burada cok değerli

* Business model failure

* Over expansion

*Ignoring customer feedback

*Legal challenges

*Poor execution

*Pivot gone bad

*Poor allocation of resources

* No website

12 Nisan 2016 Salı

Unbounce & less churn tactics

* Onboarding engagement:
fit chance to engage user & set then on path to becoming a paid customer. If they find your product too, difficult to achieve their goals. You can use metric tools to analyse signup workflows & engagement to identify painpoints and optimize your onboarding experience.
- you need to check:
Core tasks completation, first session length, returning sessions

* Trial to paid conversation:
What is the percentage?
You need to check;
- not bringing in the right customers to try your products
- misalignment of websites perceived value
- poor onboarding or user experience
- your prices are high

Upgrades (expansion mmr) :
Upsell & upgrade opportunities
- it is more likely to upgrade for advanced features ad functionality.
- support satisfaction rating (rate us)
- net promote score (feed-backs)
- check your performance in 3-6-9-12 month
- chargify, delighted tools for expansiton of mmr.

Growth hacking :
general mooning => utilizing analytical thinking, product engineering & creativity to significantly increase their company's core metrics

righthello.com
- the shorter is the sales cycle, the more people were willing to buy
- we need to work a lot smarter, experiment, analyze, create simple and repeatable

CaC / LTV
* How much did we spend in sales + marketing this month?
* How may new customers did we gain in this month?
* What's ARPU across all our customers?
* What's our churn rate this month?
* What's our rough gross margin?


What's Churn ? How to deal it?

Churn rate ratio
- From which month?
- what is the revenue churn?
- what is the active user churn?

- if its an app, they stop using it, but if its paid subscription; when they realize that its hard to recover them.

in order to adressing activity churn:
- this is where auto mailing is getting wrong
- send personal well-timed emails can help to reengage them
- target right, be personal, be interesting, be visual, be thankful, honest, respectful
- Average churn rate in Saas companies are 8,5%

CLV have huge important to adress the variables here if,
- price is low and your business model have long term bep, you need to reshape it by increasing the price and lowering your terms.

"User Onboarding Tips"
increasing conversation rate,
* the longer they need to wait to see the value, the more frasturated they get.

Customer Success
* making sure that new signups successfully setup their accounts & see the value of your product.
* converting trial users into paying customers
* ensuring paying customers are getting the most out of your product or service and retain happy, paying customers & brand advocates
* gaining real life feedback & use cases to guide your product roadmap
* identify and engage at risk accounts to prevent churn

on-boarding is the most important part,
greave tool find user prompts (notifications) within 24 hours period of signup is 80% more likely convert. Follow and define your customer journey.

1. Prospect
trial conversation
2. on-boarding
3. expansion
4. renewal
5. upsell
6. cross-sell
6. advocate

6 Nisan 2016 Çarşamba

How to organize webinars to increase visitor activation

These are the most crucial webinars and I suggest you start with them, if you have a decent flow of monthly signups or a not ideal onboarding. Here how you see: 1. Visitor signs up for a free trial or a free account 2. Visitor gets her welcome email in which it contains 2 dates and times to join you in your upcoming webinar, where you will show her how to get the most out of your software. 3. Visitor clicks the appropriate date and signs up for the webinar 4. The webinar gets added to her calendar and she attends it at her own convenience. If she misses it, a recording is sent to her automatically

18 Ocak 2016 Pazartesi

Yaban

    Ayşe'de bana karşı, bir şeyin değiştiğini hissettiğim anın bu ilk saniyesidir. Bu cehennem azabı günlerinde, bu saniyenin değerini ölçemiyorum. Ateşe atılmış bir adamın yüzüne akıtılan bir damla suyun değeri nedir? Bir gece yarısı, bir çölde yolunu şaşırıp kalmış adama, uzaktan görünen bir ışığın değeri nedir? Hasta döşeğinde müthiş sancılarla kıvrandığımız anda elimizi sıkan elin değeri nedir? Haksız yere darağacına giden bir masum indinde, son saate yetişen adalet hükmünün değeri nedir? Çarmıhtaki İsa'nın ayağı dibinde ağlayan Magdalanalı Meryem'in gözyaşının değeri nedir? İşte, Ayşe ile göz göze gelişimizde onun tarafından bana karşı belirlemeğe başladığını sezdiğim yeni duyguların her bir belirtisi, benim için bunlardaki paha biçilmez değeri taşımaktadır.

    Henüz baş başa kalıp da bir kelime konuşmadık. Henüz birbirimizin yanında bir dakika durmadık. Ben onun önünden geçip gidiyorum. O bana karşıdan bakıyor. Fakat, her defasında, aramızdaki sessiz anlaşma, sessiz söyleşme, bizi değme uzun, sevdalı konuşmalarından çok birbirimize bağlıyor. Gözle görülmez ve fakat çelikten daha kuvvetli teller ondan bana, benden ona uzanarak bizi bir ağ gibi içine ağlıyor.

    Bir akşamüstü, alaca karanlıkta, çeşme başında ona yalnız rastgeldim. Bir gölge sessizliğiyle yanına sokulup dedim ki:
    -Sana tenhada bir şey söylemek istiyorum. Nerede? Ne zaman?

    Başını eğip önüne baktı. Fakat bu baş eğip duruşta öyle bir teslimiyet, öyle bir kendini veriş vardı ki, o anda elinden tutup çeksem, onu kolaylıkla evime götürebilirdim. Daha ziyade sokuldum:
    -Söyle, söyle! dedim.
    Ve titrek ve hemen ağlamaklı bir sesle, bana cevap verdi:
    -Aman etme... Görüverirler.

    Bu "Aman etme, görüverirler," yalvarışını Ayşe’den ilk defa işitmiyorum. Daha (...) köyü kavaklığında, derenin kenarında henüz el dokunmamış bir körpe geyik gibi sıçrarken de onu, her yakalamak isteyişimde elimden bu yalvarışla kurtulur giderdi.

    Fakat, bu sefer işittiğim aynı ses mi? Aynı sözü, aynı ahenkle mi söylüyor? Hayır; güfte o eski güfte, lâkin, beste tamamıyla değişmiş, bin kat daha derinden, bin kat daha dokunaklı olmuştur.

    Kavaklar arasındaki "aman etme, görüverirler" sözünün anlamı bir çocukluk, bir şuhluk, bir toyluktu. Şu çeşme başındaki "aman etme, görüverirler" ise de "Çok zayıfım. Belki dayanamam, belki kendimi bırakıveririm. Sonra bir rezalet çıkar" endişesi saklıdır ve karşımda eti dile gelmiş bir kadının baş döndürücü musikisi vardır.

    "Aman etme, görüverirler", "Ben isterim, ben istiyorum. Fakat, başkalarından korkuyorum". Böyle bir söz, ancak, müşterek bir sır taşıyanlar arasında söylenebilir.
    -Evet, kimseler görmesin. Kimseler işitmesin. Ben de öyle istiyorum; dedim.

    Omuz başları kalkmış, boynu bükülmüş ve bir eli çoktan dolup taşmaya başlayan testide, öbür eli kuşağında gene hiç yüzüme bakmadan söylüyor:
    -İsmail, seninle konuştuğumu istemiyor. Bırak beni kuzum, bırak beni…

    Oysa, kendisi bırakıp gitse de olabilir. Fakat, testi dolduğu halde yerinden kımıldamıyor. Her şeyden önce, bana bir şeyden veya bir kimseden şikâyet etmek diliyor. Testinin boğazından su, bir hıçkırık sesiyle akıyor.
    -Ayşe, görüyorum ki, halinden hiç memnun değilsin. Bana varsaydın, seni başım üstünde taşırdım. Seni böyle çalıştırmazdım. Bir dediğini iki etmezdim.

    Ayşe şaşkın şaşkın yüzüme baktı. Sonra birdenbire aklına önemli bir iş gelmişcesine, süratle testiyi kavradı.
    -Olan oldu, geçen geçti. Alnımın yazısıymış, dedi.

    Ve geniş adımlarla yürüdü gitti. Ben, bir süre, uzun bir süre arkasından bakakaldım.