aşk: akılda kalanlar, düşünceler



Niye Oscar Wilde "İnsan sevdiğini öldürür" der? Wilde'a göre bunu bazen kılıçla yaparız, bazen bir sözle. Nedir bu aşkla yok oluş arasındaki ilişki? Doğa için deprem neyse aşk da bizim için o mu acaba?

Aşk denilen o şiddetli duygu ortaya çıktığında, yarattığı muhteşem arzuyla bütün dünyamızı sarsarak, bu arzuya uymayan, karşı çıkan her şeyi yıkıyor mu ?

Tek kişiden oluşan doğamızı iki kişilik yeni bir yapıya çevirmeye çalışırken, varlığımızı bir başka insanın ruhuyla ve bedeniyle çoğaltmak isterken başlayan büyük sarsıntı, bir kere başladıktan sonra artık, bütün engelleri ortadan kaldırmadan durmuyor mu?

Eğer istediğimiz şaheser uyumu, o olağanüstü mutluluğu ve birlikteliği yaratmaya engel olanın sevdiğimiz insan olduğuna, sevdiğimizin bizi mutlu etmeye, bizimle tek bir arzu içinde erimeye razı gelmediğine inandığımızda, onu yıkıp parçalayarak arzularımıza uygun bir hale mi getirmek istiyoruz?

Onu yıkamadığımızda, yıkılacak tek engel olarak kendimizi mi görüyoruz?

Yıkmak için kendimize mi saldırıyoruz o zaman?

Aşk içinde zümrüdüanka kuşlarının, tuba ağaçlarının, define adalarının, baldıran zehirlerinin, baharat gemilerinin, parlak renkli mücevherlerin, sarhoş edici meyvelerin, öfkeli volkanların, altın renkli köpüklerinde tanrıların yıkandığı denizlerin bulunduğu esrarlı, bilinmezliklerle dolu, çekici ve ürkütücü bir alem.

Orada olduğunu biliyoruz ama ne olduğunu bilmiyoruz. İstediğimiz ve istemediğimiz her şey var orada.

Sanırım, aşkla ilgili kesin olarak söyleyebileceğimiz tek gerçek, bu sihirli alana girdikten sonra büyük bir sarsıntıdan geçeceğimiz. Bu sarsıntıdan sonra bizim için yeni bir dünya oluşacak. Kaçınılmaz olarak bu sarsıntıda bir şeyler yıkılacak, bir kişilik bir dünyadan iki kişilik bir dünyaya geçerken, bu yeni dünyaya uyamayacak birçok alışkanlıklarımızı, bencilliklerimizi, isteklerimizi yok edecek.

Böyle büyük bir altüst oluşu yaşarken yok etmediysek ve yok olmadıysak eğer, elimizde kalanlarla yepyeni, varlığından haberdar bile olmadığımız, heyecanlı olduğu kadar sakin, tedirgin ettiği kadar güven veren, korkuttuğu kadar yatıştıran mutlu bir alem yaratabileceğiz. O aleme geçenler, geçmeyenlerin bilemeyeceği duygular yaşayacak.

**

Aşkta gerçek üstü bir şeyler var. Olasılıklar silsilesi ve duygu dalgalarıyla başımızı döndüren, tesadüflerle hayata tutunma gücü veren ölümsüz bir varlığı var sanki... Bir tanrı ile oynanan oyun gibi... İzler. Testlerden sabırla geçmemizi bekler. Onu taşıyacak sağlamlığa ulaştığımızda, yıkık bir kentten doğar insan...

Bazılarımıza güneşin ısıtan mutluluğu ile sonsuza dek yaşayacağımız hissini verir. Bazılarımıza da kaçınılmaz gerçekliğiyle tanıştırarak, damarlarımıza buruk  hüznünü salar.







alıntı: ahmet altan, içimizde bir yer

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Osmanlı tarihi, toplum ve ekonomi üzerine

Vücut Geliştirme Hareketleri: göstermeli anlatım

McDonald's ın vizyonu