21 Aralık 2011 Çarşamba

ülke gündemimizden: dinmeyen yaramız eğitim

Zaman zaman benzer şablonlar içinde yeniden ısıtılıp, konulan bir çok dernek ve vakfın elinden geldiğince iyileştirme çalışmalarında bulunduğu ülkemizin dinmeyen susuzluğu gibidir eğitim.
Eğitimin önemi: bir insan için yenilen aş, içilen su gibi elzem ve vakur bir konudur. Özellikle milletimiz için, bir meşale, aydınlık ve refah verecek yegane konudur eğitim... Gündemimizden düşmeyen, sosyal sohbetlerimizde ara ara tekrarlanan kör düğüm olmuş bir halat gibidir adeta...
Bu konuyu dile getirme isteğimin temelinde; kabaca hesaplarsak: 8000 yıllık dünya tarihinin hemen hemen yarısında egemenlik ve üstün bir topluluk olarak yaşamış olan Türk milletinin kabiliyet, çalışkanlık ve azim gibi birçok vasfını yeterince etkili kullanamıyor ve dolayısıyla, dünya üzerinde birincil derecede önem arz eden vatanımızın kaynaklarını, stratejik konumunu bağımsız ve etkili kullanamıyor olmamızdır.
Bugünkü gündemimize bir bakınız. Cinayetler, tecavüz olayları, aile içi şiddet, soygun ve hırsızlık ve daha bir çok olay büyük olasılıkla ihtiyacı olan eğitimi alamamış, çocukluğunda aile içi ve sosyal çevresinde büyük problemleri içine atmış kişiler... Yani verimli arazide -körpe zihinleri- yetişmiş, kök salmış zehirli bitkiler... Aydınlanamamış, akıl gözüyle görmeyi öğrenememiş milletler ekonomik, sosyal sorunlar yaşarlar ve dış tehditlere karşı savunmasız kalırlar.
Kaçırılan fırsatlar ve neticesinde geri kalmış, ilerleyememiş bir toplum. Milletimiz ihtiyacı olan eğitimi alamadıkça aklıyla görebilmeyi öğrenemeyecektir. Taklitçilikten kurtulamayacak, tabular içinde yaşayarak çağdaş bilinçli Türk evladı vatanına ve dünyanın gelişimine yön veremeyecektir. Bu durum şüphesiz, on altı devlet organizasyonu kurmuş; ünü ve kabiliyetini tüm dünyaya yaymış, Asya'dan Afrika ve Avrupa'ya kadar geniş, çok uluslu, çok kültürlü imparatorlukları asırlarca yönetmiş, İstiklal Savaşıyla küllerinden doğmuş, hürriyetini ve vatanını ulu bir karakterle savunmuş bir milletin acınası halidir.
Türk insanının geçmişini daha iyi hatırlamaya ihtiyacı vardır. Atasının açtığı yolda çağdaş, ahlaklı ve çalışkan bireyler olarak tüm dünyaya bilgeliğini alçak gönüllülüğü ve sevecenliğiyle paylaşmalıdır. Türk milleti bu ulu ruha sahiptir. Bu ahlak ve zeka ile buluşmuş tertemiz bir ruhtur. Zira, Mustafa Kemal ulusa seslenişindeki ses tonundaki dalgalanmalar, dünyaya gelmiş sayılı insanlardan biri olan Atatürk'ün böyle bir millete karşı olan heyecan, sevgi ve güveni göstermektedir.  


eğitim ile başladım fakat konunun son bölümü birazcık uzun oldu ve bu durum konunun içeriğini birazcık dağıttı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder