There is no Tomorrow



Osho'dan bir şeyler okumuştum. Yaşamı algılayış biçimini biraz biliyorum. Dedikleri içimizle biraz biraz yakınlık gösteriyor gibi...

Geçmişe ait üzüntü ve pişmanlıklarımız sırtımızdaki yük gibidir. Zihnimizi rahat bırakmazlar. Anı yaşarken geçmişimizi düşleriz. Gelecek ise hiç bir zaman gelmez, fakat beklentiler içinde onlar da sürekli zihinlerimizde bir yerdeler. Adete bir virüs gibi... Şimdiki zamana ait algı ve düşüncelerimizin önüne geçerek zihnimizi kemirirler.

Kendimizi, insanlar tarafından onaylanması gereken, etrafına mükemmel gözüken bir masal kahramanı gibi çekici, güçlü, cesur, güzel, sevimli, şirin, tatlı........ olarak görmeyi bıraktığımızda, -sanırım- bu kaygılardan sıyrılabileceğiz. Belkide ancak o zaman yaşamımızdan haz alacağız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Osmanlı tarihi, toplum ve ekonomi üzerine

Vücut Geliştirme Hareketleri: göstermeli anlatım

McDonald's ın vizyonu