18 Eylül 2011 Pazar

insanlar ağlar...

Tüm ifade biçimleri kifayetsiz kalır. İnsan gecenin karanlığında tek başına serzeniştedir. Zihni bir duygu seli akıntısına kapılmış, sürüklenmektedir. İşte tam o anda, durdurak bilmeyen akıntı ile kendimize yabancı kalırız.(bir bakıma, çevremize karşı oluşturduğumuz bireye yabancı kalırız.) Duygularımıza yenilir, savunmasız bir çocuğa dönüşürüz. Öyleki, artık davranışlarımız, davranışlarımızı yansıttığımız tüm organlarımız yoğun duyguyu anlamlandıramaz. Böylece zihninde savrulan ve kendine yabancılaşan insan tam olarak tespit edemediği ve dolayısıyla ifade edemediği duygularının adeta su yüzüne çıkmasıyla boğulmaya başlar. Bu esnada, dökülen göz yaşları imdat çığlıklarımıza yetişir. Duygumuzu tarif eder ve yaşadıkça onları anlamlandırmaya başlarız.

1 yorum: