22 Haziran 2011 Çarşamba

Satranç Oyunu


Kendimizi çoğu zaman birer satranç taşıymış gibi görürüz. Potansiyelimizi mütevazi ve yalın açıkladığımız durumlarda bir piyon gibiyizdir. Görevimizi basitçe ifade ederiz. Ben bu yolda ilerlemekle yükümlüyüm. Yeteneğim buraya müsait, ve bana fırsatlar doğduğu müddetçe -bir piyonun ilerleyebildiği kadar-ilerleyeceğim. Bu algıyı satrançtan ilerleyerek çeşitlendirebiliriz. Uluslararası başarı sağlayabilecek seviyeye eriştiğimizde bir fil veya at, bir grubun, ailenin menajeri olduğumuzda kale ya da vezir gibi hissederiz... Kendimizi o role inandırır ve tek halde kısıtlı kalırız. Örneğin, bir babanın, baba rolündeki başarısı piyon iken -çocukluğu- hayal edip ulaşamadıklarını evlatlarına sunabilmesi kadardır. Bir anne için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Bu genelde böyledir. Zihin sahneyi tasarlar, birey rolü kapar ve hayatı boyunda o rolde kendini tekrarlayıp durur. İçindeki çocuk; aşık, öğrenci, kaşif, bilim adamı, gazeteci, denizci, pilot, sporcu, polis onu terk eder... Tabi ki herkesçe aynı durum söz konusu değildir. Hayatlarını, maskenin -persona- içindeki çocuğun hayal gücüyle beslemiş olanlarımız daha güzel yaşamaktadırlar. Öyle ki, hayatlarındaki zaman dilimlerinde farklı rollere adapte olmuşlar; kendilerini değiştiren değişimlere katlanmışlardır. Sonunda fark ettikleri şey, maskenin içinden gelen sesin (eski yunan kelimesinden türetilen personality -kişi- anlamı) satrançtaki herhangi bir malzeme değil, oyuna ait renk gruplarından seçtiğini yöneten bir oyuncu olduğudur. Bu oyunda oyuncu için 3 önemli kaynak mevcuttur.Malzeme, alan, ve zaman(hamle avantajı)...
 İyi oyuncular 3 altın kuralı hayatlarında  uygularlar. Malzeme; başarıya götürecek olan silahlardır. Bir amaca ait görevlerde kullanıldıklarında fayda sağlarlar. Alan; yelkenlinin rüzgarı arkasına alması gibidir. Alan üstünlüğünü kazanan oyuncu başarılı olduğu görevlerdeki avantajını koruyarak ilerlemeyi sürdürür. Ve zaman ise, yapmakta ve yapacakta olduğumuz amaçlarımıza ait işlerimizde elde ettiğimiz fırsatlardır. Kimi zaman uğruna birkaç malzeme tüketilir veya alan kaybedilir. Önemli olan zamanı hesaplayarak sonuca ulaştıracak fırsatları değerlendirmektedir.
Her birimiz farklı özelliklerle kendimizi farklı taşlar gibi hissetsek de, biz bir aktörüz ve sahnede bize verilen oyunlarda ki performansımıla ancak kendimizi oluşturabilir ve başarılı bir hayatı elde edebiliriz. Yani, oyun bize ait ve sonuçları bizim elimizdedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder