27 Haziran 2011 Pazartesi

Fringe

Fringe son zamanlarda severek izlediğim bir dizi halini aldı. Bilimin ufuk cizgisinde hayal ettiğimiz teknolojik gelişmelerin sergilenmesi, ve insan aklı ile ulaşılan tanrısal gelişim bana farklı bir zevk aşılıyor. İki dünya kurgusu ve olasıklıkların hayattaki önemlerinin vurgulanması da oldukça zevk verici; özellikle de bu olasıklıkların doğruluğuna; Walter ın Peter ı tesadüfen karışımı bulması ve alması, Walternation'ın ise karışımı icat eden olmasına rağmen -aksilik üzerine- karışımı kullanamaması... Hikayenin bir çok kısmı bana zevk veriyor, fakat zaman zaman da hikayenin cılız kaldığını -bu kısmı kazmayı bırakalım bi kapı koyalım istiyen kapıdan geçip düşünmeye devam etsin.- yerler de var. Bu belki de senaristin anlatacaklarından dolayıdır. Bunun haricinde ara sıra konulardaki absürtlüklerle - bilim ile tam olarak süslenememesi gibi-  karşılaşmakta mümkün...

1 yorum:

  1. İki gün evvel 3ncü sezon 11-12nci bölümleri izledikten sonra, her ne kadar Walter karakteri, Fringe ekibi ve bilimkurgusunu severek izlesem de bırakmaya karar verdim. Aynı yönetmen Lost dizisinde de benzer şekilde saçmalamış ve sezonlarca insanları ekran başına kitlemişti. Fringede çoğu şey güzel gibiydi; ekibin paralel evren ve hibrit insanlar arasında çözümlemeye çalıştığı konular gizem uyandırıyordu. 3ncü sezon konu akışında büyük değişimler olsada paralel evrendeki ekibin sıkıcı olayları -paralel evren daha zengin sunulabilirdi- çözümlemesi... Tam olarak ifade edemiyorum, belkide bu yönetmenin bir çok açıdan eleştirilecek hatalar yapmasından dolayıdır. Son olarak 3.s 12nci bölümü izledikten sonra konunun saçmalıyacağı -ki nitekim senaryoya brezilya dizilerini aratmayacak bir düğüm yerleştirdiler.- sonucuna vararak diziyi izlemeyi bıraktım.

    YanıtlaSil