Obama kazandı çünkü

Birinci sınıf Bir lider

Obama, yol haritasını yıllar önce çizebilen bir kişiliğe sahip. Ne yaptığını iyi biliyor. Sakin ve telaşsız. Kolay kolay paniklemiyor çünkü, ne olduğunun çok farkında. Ne söyleyeceğini ve nasıl davranacağını biliyor. Kaybettiği New Hampshire on seçimlerinde bile zafere olan inancını koruyordu. 2008 eylül başlarında McCain ile yarışta başa baş iken, hatta zaman zaman rakibinin öne geçtiğinin yazilip çizildiği zamanlarda bile sonuçtan neredeyse emindi.

Hitabet yeteneği ve iletişim gücü

Obama müthiş bir hitabet yeteneğine sahip. Parlak eğitiminin ve hayatındaki çeşitli kültürel zenginliklerden biriktirdiklerinin bileşiminden kaynaklanan etkileyici bir analiz kapasitesi var. Ten rengi ve geçmişi sıradan seçmene seslenirken, entellektüel duzeyi yüksek seçkinlere de seslenebiliyor.
            Obama iletişimde de birinci sınıf. Teke tek iletişimden, kitlesel iletişime kadar her alanda yetenekli bir iletişimci olduğunu pek çok kere kanıtladı.

Samimiyet ve sükunet

Bunlara ek olarak samimiyet timsali bir aday olmayı başardi. Rakiplerinin hakli olduğu yerde onların hakkını teslim etti. Örneğin, John McCain ile olan canlı TV tartışmalarında McCain`in haklı olduğu yerlerde defalarca “Senator McCain bu konuda haklı.” Demesini bildi.
Hillary Clinton`ın ve McCain`in ekipleri, Obama`nin negatif yönlerini öne çıkarmaya çalışırken, o ekibinden, onların zayıf yönlerine vuran kampanya yapmalarını istemedi. Hep olumlu ve centilmen kaldı.

Obama Kazandı cünkü; “Değişim” ve “Umut” kelimelerinin içini doldurdu.

Değişim ve umut, siyasetin yüzlerce yıldır kullandığı en eski iki kelime, iki sihirli sözcük. Ve siyasette bu iki sihirli sözcük kadar etkili olan başka sözcük neredeyse yok. Üstelik, neredeyse bu iki sözcüğün kullanılmadığı ülke veya demokrasi de yok. Siyasi pazarlamanın şablon sözcükleri sayılır bu kelimeler. Buna rağmen bu kelimelerin içinin doldurulması o kadar da kolay değildir. Belki de bu yüzden bu kelimelerin içini doğru zamanda doldurmayı başarabilen doğru siyasetçiler, ülkelerinde inanılmaz başarıların mimari olurlar.

Obama Kazandı çünkü:

İnsanlara seni seviyorum demeyi başardı

Barack Obama, gerek Demokrat Parti içindeki rakibi Hillary Clinton`dan ve gerekse Cumhuriyetçi aday John McCain`den temelde bir noktada ayrılıyordu: Rakipleri en temel mesaj olarak yönetmeyi, liderliği, siyaseti ne denli sevdiklerini söylüyorlardı, Obama ise onların tersine, insanlara şu mesaji veriyordu: “Ben sizi seviyorum”

İyilik yap iyilik bul

Obama”nın tüm hikayesi nerdeyse bir “iyilik yap, iyilik bul!” hikayesi. O yüzden olsa gerek Kennedy`den bu yana –belki ondan daha fazla- en sevilen başkan olacak gibi görünüyor.
            Bu sevgi, Amerika`yi aşan bir sevgi oldu. Seçim sonrası dünya televizyonlarından yansıyan görüntüler sayesinde, dünyanın hemen her köşesindeki insanların Barack Obama`ya müthiş bir sempati duyduğuna şahit olduk. Bu sevgi, şimdiden bundan sonraki dönemde Amerika`nın işini çok kolaylaştıracak gibi görünüyor.

Umutsuzların umudu

Obama`nin zafer konuşması aynı insanlara ithaf edilmişti ve aynı kelimelerden oluşuyordu: “YES, WE CAN!” [evet başarabiliriz.]. Obama`nın “Yes, we can!” sloganı bizim kuşağımızın zihnine ve vicdanına şimdiden yerleşti ve görünen o ki, bu sözcükler bizden sonraki kuşakların da zihninde önemli bir yere sahip olacak.

Obama kazandı çünkü; teke tek iletişime inandı.

Obama, kampanyası için 10 milyonu aşkın aktif gönüllüden oluşan bir örgüt yaratmakla kalmadı, bu gönülleri kampanya boyunca inanılmaz bir enerjiyle çaliştırmayı başardı. Gönüllüler, müthiş bir disiplinle aylar boyunca her hafta saatlerini kampanyada harcadılar. Bu gönüllüler, teke tek iletişim yoluyla toplumu ikna etti.



Obama, krizde bile sakin, acele etmeyen, düşünmeden konuşmayan bir liderlik performansı gösterdi. Sergilediği akılcı liderlikle, yalnız siyahların veya Latin Amerika asıllıların değil, yoksul ve orta sınıftaki beyazların da desteğini  aldı. Hillary`nin danışmanı Mark Penn, seçim sonuçlarına bakıldığında ilk kez en yoksul seçmenler ile en varlıklı seçmenlerin bir aday üzerinde ittifak ettiğini söylüyordu.


Özgüveni yüksek

Rahat ve kendiyle dalga geçebilecek kadar özgüvenli. Zafer konuşmasında bahsettiği ve kızlarına alacağını söylediği köpeğin ozelliklerini soran bir gazeteciye, köpeğin bir hayvan koruma barınağından alınacağını, çünkü safkan değil, kendisi gibi kırma olan bir köpek istediklerini söyleyiverdi.

Obama'nın Liderlik Sırları adlı kitaptan alıntıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Osmanlı tarihi, toplum ve ekonomi üzerine

Vücut Geliştirme Hareketleri: göstermeli anlatım

McDonald's ın vizyonu