Ayakkabıda yüksek katma değerle yüksek kazanç

Jag Club markasının yaratıcısı Ahmet Polat, haftalık 500 çift el yapımı ayakkabıyla 40 ülkeye ihracat yapıyor. 2013’te 6 milyon dolar ihracat hedefliyor.


Türkiye’nin ayakkabıda ortalama ihracat fiyatı 22 dolar. Jag Clup markasının yaratıcı Ahmet Polat ise en az 100 dolara 40 farklı ülkeye yüzde 100 el yapımı ayakkabı satıyor. 2012’de 35 bin çift ayakkabı ihracatı yaptı. 2013 hedefi 40 bin çift ayakkabıyla 6 milyon dolar ihracat gerçekleştirmek. Haftalık 500 çiftlik üretim, en genci 50 yaşında olan eski ustalar tarafından gerçekleştiriliyor. Polat, rakamsal hedeflerden çok katmadeğer ihracatına önem verdiğini ifade ediyor. El yapımı ayakkabıclık mesleğinin kaybolmasını da engellemeye çalıştıklarını ifade eden Polat, “Üretim maliyetlerimizin içinde malzeme maliyetimiz yüzde 30, kalanı işçiliktir. El işçiliğinin ihracatını yapıyoruz. El yapımı en ucuz Türkiye’de satılıyor.
Türkiye’nin ortalama ayakkabı ihracat fiyatı 22 dolar. Bizim bir altımız 35 dolara ihracat yapıyor. Biz neredeyse 5 kat fazla ihracat yapmış oluyoruz. Hem markamızı ihraç ediyoruz, hem de katma değeri çok yüksek bir ihracat gerçekleştiriyoruz. 2020 Jug Club yol haritası diye bir yol haritası çıkarttık. 2020 sonunda rakamsal hedefim yok. Benim hedefim, sadece prejtijin ve kalitenin sembolü Jug Club’ı insanlara giydirmek. Bu olunca sonra ticari kısmı da geliyor” diye konuştu.

Uzakdoğu iyi bir pazar
Jag Club’ın Türkiye’de bir tanesi Polat Renaissance Hotel’de, diğeri de Palladium AVM’de olmak üzere 2 tane mağazası bulunduğunu  belirten Polat, daha fazla mağaza açmayı ve Franchise vermeyi düşünmediklerini söyledi.  İhracat pazarlarını ve iç piyasayı değerlendiren Polat, “İhracat odaklı bir şirketiz. Bu katma değeri, bu el emeğini bütün dünyaya duyurmak istiyoruz. Toplam üretimin yüzde 90’ını aralarında ABD, Avrupa’da İtalya, Danimarka, Belçika, Hollanda gibi pek çok Avrupa ülkesinin bulunduğu 40 ülkeye ihraç ediyoruz. Yunanistan çok iyiydi ama krizde durdu. Rusya’nın alayım ve gideyim, Laleli mantığı gibi satın alma tarzı var. Son dönemlerde özellikle Singapur, Hong Kong, Tayland çok iyi müşterilerimiz oldu. Tunus, Fas, Zambiya , Uganda gibi ülkelerden de müşteriler geliyor. Ayrıca Uzakdoğu’da son 1 senedir çok iyi bir pazarımız oldu. Güney Afrika’da 2 tane kendi shop mağazamız var. Bir tanesi Johannesburg, Rosebank Mall ve diğer de Cape Town’da. İç piyasada tamamen fiyat odaklı bir rekabet yaşanıyor. Daha sezon başlamadan her yerde indirimler başladı. Biz, iç piyasada kişiye özel bireysel müşteri portföyü ile çalışıyoruz” diye konuştu.

2014 koleksiyonu hazır
Türkiye’de tüketicilerin ayakkbı satın alma tercihlerini de değerlendiren Polat, “Türk erkeklerinin ayaklarında kontripiye dediğimiz bir dolgunluk var. Bu kişiye özel ayakkabı ihtiyacı doğuruyor. Daha önce bu sorun 1 numara ayakkabı alınarak çözülmüş. Ancak böyle olunca ayakkbı çok çabuk deforme oluyor. Bir de bazı insanlar artık kıyafetlerine uygun ayakkabı giymek istiyorlar. Biz müşterinin isteğini üretime yansıtabiliyoruz. 2013’te adedimiz artmayacak ama katma değeri yüksek ürünler üretmeye devam edeceğiz. Bunlar deri cinsleri, taban farklılıkları. Bizim çok planlı bir üretimimiz var. Haftalık 500 çift üretim olunca en az 3 ay öncesinden gitmek zorundayız. Müşterilerimizde bunu bildikleri için, ona göre sipariş veriyorular. Bu nedenle şimdiden 2014 koleksiyonumuz hazır”
dedi.

Deri elle kesiliyor
Ahmet Polat, meslek ölüp gitmesin  diye eskiden bu işi yapmış ustaları bırakmadıklarını ifade ederek, şunları kaydetti: “Yapım aşamasında deri elle kesiliyor. Normalde, makinelerde bıçaklar ile kesilir. 100 çifti 10 dakika’da kesersiniz. Biz tek tek elle
kesiyoruz. Ayrıca ustamız kesmeden önce deriyi kontrol ediyor. Sünmesi, esnekliğini kontrol ediyor. Esnek bir deriyse, yani eğer hayvanın karın tarafı ise oraları kesmiyor. Dikişte elle dikilirken, müşteri rengini de seçebiliyor. Çiviyle monte yapılıyor. Bir de asıl esprisi ayakkabı 48 saat bekliyor, ayakkabı doğal ortamda kalıbını alıyor. Makine montasıyla yapılırsa  alıbın 10 dakika içinde çıkması gerekir. Bizim el yapımında Deri
iyice kalıbını almış oluyor ve deforme olmuyor. Ayrıca, derilerimiz iç piyasadan, özel üretim olarak Tuzladan getirtiriyoruz. Özel bazı deriler. Örneğin deve kuşu derisi, timsah derileri yurt dışından geliyor. Kösele dışardan geliyor. Koleksiyonumuzun yüzde 50’sini
İtalya’da erbest çalışan ünlü stilistler çiziyor. Bunun dışında müşterilerimizin isteklerine göre hareket ediyoruz.”

Kral Abdullah ile Prens Charles Jag Club’ın ayakkabılarını giyiyor
Dede mesleği, geleneksel üretim tarzını kendi yarattığı prestij, kalite ve marka ile birleştirip yeni bir iş modeli yarattığını ifade eden Jag Club yaratıcısı Ahmet Polat, “Bir gün ‘Vakko’ya da ayakkabı satacağım’ demiştim, yaptım. Bir kokteylde Vitali Hakko ile tanıştım. Kart alışverişi yaptık. Vitali Bey’i showrooma gelmeye ikna ettim. Öğle yemeğini de kopardım. Showrooma geldi. Yardımcısına ‘Bu ayakkabılar Türkiye’de yapılıyor da niye bizim haberimiz yok’ dedi. Ayrıca, tamam biz alacağımızı aldık. Şu ayakkabıya bak bakalım bizim aldığımız ayakkabılardan ne eksiği var söyle. Hiç olmazsa genç arkadaşımız Ahmet bey eksik olan şeyleri düzeltsin. Yemek yiyeceğiz ya bir şey alacağız, bunun karşılığında bir şey de verelim’ dedi. Vitali Hakko, ölünceye kadar devam ettik. Prens Charles’ın düğün ayakkabısını yaptık. Donald Trump’ın ayakkabılarını biz yapıyoruz. Kral Abdullah’ın ayakkabılarını yaptık” diye konuştu. 



kaynak: dünya gazetesi, 19.06.2013 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vücut Geliştirme Hareketleri: göstermeli anlatım

McDonald's ın vizyonu

Osmanlı tarihi, toplum ve ekonomi üzerine