28 Kasım 2012 Çarşamba

Osmanlıcılık, İslamcılık giysileriyle şov yapan kutuplaşmış düşüncelere cevap


Tost taktiği dediğimiz taktikle yazılmış bir cevaptır. Bir şablon haline getirip, konudaki kişileri uzak tutmaya çalıştım.


A kişisi:
Bu ne oğlum her yere osmanlıca arapça fotoğraflar koymuşsun.. Osmanlıcık popüler oldu ama kaptırma bu işlere şekilcilikten ibaret hepsi; kendini dışa pazarlama, saydırma çabası içerisinde herkes.. inancın bu şekilde kullanılmasına, yozlaşmasına izin verme.. Ki zira, senin buna ihtiyacın yok hitabetin, zengin sohbetin, insancıllığın ön planda olsun. İçsel huzurun ve insancıllık inancını gösteren ifade biçimleridir ve inancını ön plana atmamak seni daha aydın gösterir.. Nacizane önerim, samimiyete güvenerek net biçimde ifade etmeye çalıştım.
Sohbete, kaynak paylaşımlarına devam edelim.. Kişisel gelişim, fikirler, yazılar ne alemde neler yapıyorsun? Yazıların oldukça şekillenmiştir ve bu konuda bir yerlerde görüşlerini ifade eden birisi haline gelmişsindir diye düşünüyorum..

B kişisi:
.... Uzun bir yazı.. Osmanlıca ağırlıklı... Dinin içsel yararlarını kabul ederek, bir eda ile ifade edilmesini, dışarıya sergilenmesini belirtiyor.

A kişisi:
Kendini -3 numara- başaran gösteme çabası gördüm... kendini değerli gösterme çabasıdır bu... Bana karşı rahat olabilirsin kardeşim benim yakınım olarak her ne kadar iş yoğunluğu nedeniyle görüşemesek de birbirimize benzeriz... Dolayısıyla ifade ettiklerini Türkçe olarak algılamak isterdim... %50 sini algılayamadım gerçekten..

Osmanlı gibi 13 adet cihan devletler kurmus bir ulusun ki bu ulus bir çok ırkı, dili ve dini içerisinde hoşgörü ile kaynaştırmıştır ve aynı zamanda bu millet kendi içerisinde olan alt kimlik ve kültürler vaabında zenginliği ile tüm antropologları şaşkına uğratan bir Türk bilincine sahip olarak kurtuluş savaşı geçirmiştir. Türk dilini ve Türk tarihini kullan ve benimse "B kişisi"'ciğim işte şekilcilik ve toplum içinde hakimiyet bu noktada başlıyor..

Osmanlı devleti uygarlığımızın son kalan neferi olarak miladını doldurdu. Bunun açıkça tek sebebi vardı. Yeniliklerden kaçan yönetim: dine dayalı, yaşam tarzının endüstriyelleşme ile hala kullanılır halde kalması ile bunun her noktadaki yansıması: kulluk felsefesindeki yönetim sayesinde dini ve diğer üst vazifedeki liderlerin kendi düzenlerini bozmamak amacıyla tüm yeniliklere insanları kapatarak, fanus içindeki imparatorluğun kan akışının durmasını beklemesi nedeniyledir. En basitinden fikirlerimizi borçlu oldugumuz kitap okumak fiili bile o dönemler dini liderler nedeniyle imkansıza yakındı. 30 krş a alınabilecek kitap, dışarıdan basılıp getirilen tüccarlardan 30 lira karşılığında alınıyordu.. Günah olarak vurgulandığı için... (Eric Hoffer'ın yorumuyla bu durum üst düzey toplumsal kontrolü elinde bulunduran insanların diğer insanların aydınlanmasını engelleme çabası ve mevcut durumu koruyarak üstünlüklerini devam ettirme çabası olarak görebiliriz) Bugün gene benzer durumdayız. Zamanında yapamadıklarımız ve hala yapmadıklarımız nedeniyle, hala cep telefonlarımızı, bilgisayarlarımızı aynı pahalılıkta alıyoruz malesef...

Diğer yandan, tüm islam devletlerini avrupa: zamanının ingilteresi ve şimdi amerika olmak üzere uygulanan islam üzerinden ayrıştırma felsefesi ile o kadar arabı birbirlerinden ayrıştırıp, ülkelere ayırarak: yönetemiyorsan ayrıştır ve hakim ol stratejisiyle, tüm petrol kanallarını yönetebilmektedir. Bir grup arap ellerindeki zengin materyalleri kullanamayan, ideolosiz yaşayan, şekilci insanlar haline geldiler. (Tüm şeyhler ve aileleri tüm dayatmaları halklarına uygularlar ancak, kendi yaşamlar tam tersidir; kadınlarla birlikte olur, uyuşturucu ve alkol alırlar ve halklarının gelecekleri için kullanmaları gereken paraları, hiçbir sorumluluk hissetmeyerek nefissiz biçimde kendi keyiflerine göre harcarlar..) ve bu sayede bugün islam devletleri zenginlik içerisinde fakirlik çekmektedir.

Din üzerindeki kıyafet, saçın şeklin kadar masum değildir... Tehlikeli ellere geçtiğinde kitlelerin
düşünmeden fikirleri üzerinden yönetilebileceği silahlar haline gelir... işte bu yüzden laiklik var olmak mecburiyetindedir.. ve dinin insana ait oluşu içsel bir gelişim olarak kalması hayati önem taşımaktadır. Ben bu satırları ne kadar yazıyor olsam da sen gene uzunca düşünerek aşafatlı cümlelerle osmanlıca yazmaya gayret ederek bana zihninin ne kadar çağdaşlıktan uzaklaştığını anlatabilirsin, ancak durum budur dostum..

İkimizde her ne kadar dini, inanclarımızı benzer boyutlarda yaşamaya çalışan insanlar olarak kalsak da senin düşüncendeki insanlar -dışarıdan öyle gözüküyor- soyut ve insana ait bir olguyu şekilcilikle somutlaştırıyor kelime, kur-an harici tasfir ve diğer ifadelerle insanlara ait olan bir inanç olgusunu zedeliyor: etkiliyor  ve diğer yandan da ülkenin gelişimine zarar vererek insanlar arası saygı çerçevesinde işlenen dini ve ırklara özgü kültür ve anlayışları bir yaşam felsefesi dayatmasıyla sorun haline getirerek, adeta taraf olmayan bertaraf olsun diyorsunuz.

Bana kutuplaşmış bir ideolojide yaşanan islamcılığa saygı duymamı bekleme... İnsanları etkilemekten başka bir şey değil. Bir din böyle yaşanmamalı... Bir saç traşı ya da üst baş değildir din.. İşte bu algı yozlaşmanın kanıtıdır "B kişisi" 'ciğim.

Benim sorun olarak gördüğüm şey insanların dini açıdan sömürülmeye bu kadar müsait cahil kişiler olarak haklarının farkında olmadan, çağdaş bir devlet ve dünya örgüsünün anlamını bilmeden yaşayarak kullanılmalarıdır. Bu durum Türkiyenin geri kalan yapısını: %75 enerji kaynağını ithal eden, Isparta kadar ülke olan Hollanda'nın bizden daha fazla meyve sebze dahi ihraç edebiliyor olması, neredeyse tüm ara mal gereksinimini ithal ederek elde eden bir ülke olmamız, diğer bir yandan da tüm avrupai ünvanlar ile bezenen zengin koç, sabancı ailesinin zevkle gösterdikleri evlatları -ülkelerini eğitmek; vasıflı , çağdaş insanlar yetiştirmek; onları göz tacı yaparak geriye çekilmek varken, hala bir ego savaşı içerisinde hangi ailenin çocuğu neler yapıyor mücadelesi gibi...-
... İşte beni ilgilendiren konular bunlar "B kişisi"'ciğim bunlar gerçek ve hayatla bağlantılı ve dolayısıyla, fakir insanımızın ekmeğinin değere bineceği noktalar ve bu noktaların bilimsel, güçlü bir biçimde ele alınabilmesi için dinin bir maşa olarak kullanımamaması gerekir.. Zira Osmanlı İmparatorluğu üzerine kurulan 13 cihana sesini duyurmuş devletlerin Kurucusu Türk milletinin vatanına ve tarihine layik olan bir refah düzenine girelim...

Daha da fazla örnek geliyor aslında aklıma ama seni yürekten inandıramayacağımı görmek acı verici.. işte aramızdaki mesafeler belkide bundandır...

Senin yazına kıyasla çok zıt bir yazı oldu ancak bu durumu çok önemsiyorum özelliklede dinin şekilciliğiyle zengin olan insanlar ve dine biçtikleri değer nedeniyle destek alarak yetenek vb... bilgi becerileri olmaksızın gelir kapısı olarak inançlı kategoride kendini göstererek, dini kullanan insanlar var her yerde... işte bu yüzden osmanlıcılık, ve bugünkü islamcılık tamamen bir şekilden ibaret ve bu durum genel olarak insanları da ya şekilci yapıyor ya da islam dininden soğumalarına neden oluyor kanısındayım..

oldukça uzun oldu.. Aileme, bu kadar uzun yazmıyorum gerçekten.. konuşacak şeyler birikmiş ya da benim bu konudaki hassaslığım açığa çıktı bilmiyorum ancak okuduğun anlamlandırdığın için şimdiden teşekkürler:)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder