28 Şubat 2012 Salı

ABD ekonomisini yeniden yaratmak: Harvard business school ve ekonomistlerin raporu


  • Harvard Business review öğretim görevlileri ve ABD ekonomistlerince oluşturulan " ABD ekonomisini yeniden yaratmak mümkün mü?" HBReview'in son sayısı



1.Küresel şirketler, kendi vatandaşlarının yaşam standartlarını yükseltmeli

ABD'nin rekabet gücünü yeniden inşa edebilmesi için uzun vadeli bir stratejiye ihtiyacı var. Şirketler küreselleştikçe, kendi içinde bulundukları toplumla olan iletişimleri azaldı. ABD, öncelikle ucuz işgücü ve gelişmiş ekonomik stratejilere sahip ekonomilerle rekabet etmeye başladı. Eğer küresel ekonomide başarıyla rekabet eden ABD'li şirketler, ortalama bir ABD vatandaşının yaşam standartlarını yükseltmeyi de sağlayabilirlerse, ABD rekabetçi bir ülke olur.  Fakat her zaman kısa vadeli düşünen politikacılar ve iş dünyası, bu zorlukları yenecek gerekli adımları atamadı. ABD, girişimcilik ve yüksek eğitim gibi alanlarda gücünü koruyor. Fakat vergi hukuku, mali politikalar, eğitim sistemi başta olmak üzere, birçok alandaki zayıflıklar, bu gücünü olumsuz etkiliyor. Bu zorlukları aşabilmek için ABD'nin yön konusunda net bir strateji ve konsensüse ihtiyacı var. Hükümet çok önemli bir rol oynayacak, fakat asıl görev iş dünyasına düşüyor.

2.Kısa vadeli kazançlar yerine, insan sermayesinin gelişime öncelik verilmeli

İyi para kazanmayan ve sürekli olarak gelişme gösteren bir işgücü olmadığı sürece, ABD'nin diğer ülkelerle rekabet edebilmesi mümkün değil. ABD'li şirketler çalışanlarına yatırım yapmak yerine, kısa vadeli kar etmeyi tercih ediyorlar; politika yapıcılar yüksek işsizlik oranları ile yeterinde etkili bir şekilde ilgilenmiyor; insanların büyük bir bölümü son 30 yıldır maaşlarında bir yükselme görmüyor; işçi sendikalarının rolü ise iyice azalmış durumda. İstihdam piyasası sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek kalitede istihdam yaratmıyor. ABD iş dünyası ve ABD ekonomisini ihtiyacı olan insan sermayesini yaratmanın önünde üç gerçek var: 
      i. İnsan sermayesine yatırım yapmak şirketlerin kısa vadeli çıkarlarını temsil etmiyor. 
      ii. Yüksek verimlilik ve yüksek gelire ulaşmayı sağlayan strateji ve uygulamalar şirketler ve sanayilerde yeterince yaygın değil. 
      iii. İnsan sermayesinin rekabetçi avantaj sağladığı yönünde yeterli yapıcı diyalog yok.
 *teknoloji-eğitim işbirlikleri bu eksikliğin giderilmesini önemli bir rol üstlenebilir.

3.ABD iş ortamının şirketler için daha cazip hale getirilmesi gerekli

Yabancı yatırımcıların fabrika kurmak için tercih ettiği bir ülke olmak, rekabetçiliğin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu tercih, istihdam, yatırım, vergi geliri ve ekonomik kalkınmayı beraberinde getiriyor. Özellikle dinamik ekonomilerde hükümetler, yatırım alanı olarak tercih edilen ülke olabilmek için birbirleriyle yarışıyorlar. ABD ise son dönemlerde tercih edilen ülkeler arasında ilk sıralara girmeyi başaramıyor. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, ABD hükümetinin iş çevrelerinin yaşadıkları zorluklarla çok yakından ilgilenmemesi. Uluslararası ticaret ve yatırım sistemine yönelik düzensizlikler bu zorlukların başında geliyor. İkinci neden ise, ABD'deki maaşların düşük olması. Tüketiciye uzaklık; yetenekli işgücü eksikliği de diğer nedenler arasında yer alıyor.

4.Ar-Ge ve imalat, inovasyonun ayrılmaz parçalarıdır

ABD'li şirketlerin büyük bir bölümü imalat sürecinin inovasyonun bir bölümü olduğunu düşünmüyor. Oysa imalat, inovasyon ile son derece yakından ilgili. Yöneticiler, imalatın ürün geliştirme sürecindeki önemini anlamadıklarından, kaynaklandırma ve fabrika yatırım kararlarını, maliyetlere odaklanan finans kriterleri temelinde alıyorlar. Bunun sonucunda, ABD'de yaşanan imalat göçü, yerel şirketlerin icatlarını yüksek kaliteli, katma değerleri ürünlere dönüştürme yeteneklerini ortadan kaldırdı. Sonuç olarak Ar-Ge ve imalatın, inovasyonun ayrılmaz parçalarıdır ve her ikisinin yan yana olması gerekir.

5.Finansta, özel sektör disiplini ve inovasyona ihtiyaç var

Son 30 yıl içinde, ABD finans sektörü dünyadaki diğer tüm ekonomilerden daha hızlı büyüdü. Bu sürede istihdam ve ücretlerde önemli kazançlar sağlandı. Fakat finans sektörünün hem ABD hane halkının hem de şirketlerin ihtiyaçlarına hizmet vermesi gerekirken, bu kapsamda gösterdiği performansta bazı dengesizlikler yaşandı. Sektörün büyümesi ABD kuruluşlarına yarar sağladı ve bu kuruluşlar dünyanın en derin sermaye piyasalarına ulaşabildiler. Fakat finans sektöründe önemli sorunlar gündeme geldi. 
     i. ABD finans sistemi 30 yıl öncesinde kıyasla daha istikrarsız. 
     ii.Finans sektörü çok daha verimli yatırımlar yerine konut sektörüne trilyonlarca dolar yönlendirdi.
     iii.Profesyonel yatırım yönetiminin maliyeti çok yüksek. Bu çatlakları kapatmak, düzenlemede değişikliklerin yanı sıra, özel sektör disiplini ve inovasyon da gerektirecek.

*ABD'nin demokrasi kültürünü canlandırması gerekiyor

ABD rekabetçiliğinin siyasi sistemin sağlığı ile ilgili olduğunu ve bu sistemin, hükümetin rolüne yönelik derin ideolojik farklılıklar nedeniyle çöktüğünü düşünenlerin sayısı bir hayli fazla. Her ne kadar hükümetin rolüne yönelik görüşlerdeki farklılıklar bugüne kadar iş dünyasındaki dinamizmin artmasına katkıda bulunsa da, bugün yaşanan zorun daha farklı. O da siyasetin bir savaş gibi algılanması. İdeolojik farklılıkların eskiden yapıcı olmasının nedeni, demokrasi kültürü içinde masaya yatırılmaları idi. Farklı düşüncelere sahip kişi ve gruplar birlikte çalışmak isterlerdi, çünkü hepsinin önceliği demokrasinin sağlıklı olmasıydı. Bugün ise bu kültür oldukça zor bir testten geçiyor. Çözüm, ideolijik farklılıkları ortadan kaldırmak değil. Bu farklıklar yok olmaz, yok olmaları da bir kayıp olur. Bunun  yerine, ABD'nin demokrasi kültürünü canlandırması gerekiyor. Bunun gerçekleşmesinde de, iş dünyasına büyük bir rol düşüyor.






kn: dunya gazetesi





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder