tüketimin disneyleşiyor mu?


Birçok kişi ‘disneyleştirme’ kavramının, tüketim amacına dönük yapaylaştırma sembollerinden biri olduğunu söylese de araştırmalar gösteriyor ki ziyaretçi memnuniyetinin en yüksek olduğu yer Disneyland. Bu önemli bir başarı.

Nice markalar düşüşe geçiyor ve yok oluyorken Disney markası yıllardır marka liginin üst sıralarında durmaya devam ediyor ve popülerliğini koruyor.

Demek ki insanlar, hayatın bütün sıkıntılarına rağmen boş zamanlarında eğlenmek, çocuklar gibi şen olmak istiyor. Bundan dolayı dünyadaki bütün kurumlar, Disney modelini örnek alarak insanların serbest zamanlarını eğlenceye dönüştürmenin yollarını arıyor. Bu arayış sürecinde de Disney’den bizzat etkileniyor. Müzeler, bu etkilenmenin son dönemlerdeki başarılı uç örnekleri arasında gösterilebilir.

Müzeler ziyaretçilerini, sahip oldukları organizasyonun içindeki eğlencenin merkezine almayı Disneyland’den etkilenerek modellemeye çalışmaktadır.

Son dönemde modern müzelerin içinde bulunan kafeler, hediyelik eşya dükkanları, workshop alanları veya çocuklar için doğum günü parti organizasyonlarına imkan sağlayan eğlence alternatifleri değişen müze dünyasını ifade etmektedir. Tüketiciye, dahil olduğu dünyadan daha çok keyif almasını ve müzelere tekrar tekrar gelmesini sağlayan çeşitli eğlence unsurları sunulmaktadır. İnsanların tecrübe satın almasını öneren bu model, gittikçe daha da popülerleşecektir.

Ülkemizde de İstanbul Modern Sanat Müzesi, nefis boğaz manzaralı kafesi ve yaptığı workshoplar ile gençleri atölyelerine davet ediyor. İnsanların bu deneyimleri tekrarlamalarını ve müzeye yeniden gelmelerini sağlamak için çalışıyor.

Sabancı Müzesi de komşuları için düzenlediği davetler, kadınlara özel aktiviteler ve çocuklara özgü programlarıyla müzenin sürekli tüketicisi olan konuklarının gündeminde kalmayı amaçlıyor. Böylelikle dönem içi insan trafiğini arttırıyor. Tabii, bizdeki çalışmalar henüz daha çok yeni. Geçenlerde, Londra’daki British Museum’ın yıl içinde 50 geçici sergi ve farklı etkinlikler yaptığını okudum. Bu örnekler, dünya üzerinde oldukça fazla.

Netice itibarıyla ekonomik kriz gibi tüm parametrelerin aksine eğlence sektörü, hız kesmeden yoluna devam etmektedir. Kurum ve kuruluşların sahip olduğu organizasyon modelleri günden güne değişmektedir.

İnsanlar şu ya da bu şekilde eğlenmek istiyor. Farklı eğlence ihtiyaçlarına bakarsak tüketimin en bol olduğu yer olan Amerika’da insanlar, kriz sonrası tüketimi azaltıp para biriktirmeye başlayınca pazarlama uzmanları, bu durum için endişelenip yeni akımlar yaratmak için farklı yollara başvurmuştur. Araştırmalarda “İnsanlar, ne satın alırlarsa mutlu olurlar?” sorusuna karşılık “daha kaliteli zaman geçirmek, bir tecrübe satın almak ve eğlenmek” gibi aktivitelerin kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağladığı da ortaya çıkmıştır.

Para ile satın alınan mallar, yerini şan derslerine, seyahatlere, piknikler veya tiyatro oyunlarına bırakarak hayatınızı zenginleştirip memnuniyetinizi yükseltmeye başladı. Yeni trendler, pahalı bir ayakkabının yerine yelken kursunun; kozmetik malzemelerin yerine havuzlu spor salonu üyeliğinin; arabanın yerine görülmemiş yerlere seyahatin ve kıyafetin yerine konser biletinin daha tercih edilir olduğunu ortaya koyuyor. Yani giriş biletini ödeyip bütün gün kendinizi mutlu hissettirecek bir kuruma kendinizi teslim ediyorsunuz. İsteyene adrenalin makineleri, isteyene masal kahramanları ya da su oyunları ile ilgili heyecanlar ve deneyimler sunmak mümkün.

Müzelerin Disneyland’den etkilenmesi bizlere bir derece normal geliyor olabilir. Fakat Las Vegas’taki konsept mimarları da belli alanlarda faaliyet gösteren müzelerden etkileniyorlar. Bu anlamda, Las Vegas’ın da müzelerden etkilenmesi yine diğer ilginç bir konu. En ünlü kumarhane otellerinin ünlü ressamların eserlerini otellerinde, sanki bir müzede sergileniyormuşçasına, bulundurması ve misafirlerine görsel bir güzellik sunması sektörün nerelere gideceğini açıkça göstermektedir. Abartılı gösterişleriyle ünlü otellerden olan Bellagio’nun duvarlarında orijinal Renior resimlerini sergilemesi bu trendin bir göstergesi. Hatta “Louvre’dan Las Vegas’a” adlı bir kitap bile yazarak konsepti, farklı alanlara da genişletmişlerdir.

Tüketim çılgınlığında, ‘Disneyfication’ kavramının misyonunu yerine getirmeye başlamasıyla yenidünya trendlerinin, yerini ‘Applezation’ kavramına bırakacağını öngörmek olağanüstü bir şey olmaz düşüncesindeyim.

Bakalım, yenidünya eğlence düzeninde tüketicinin eğlenerek para harcamasına ve para harcarken eğlenmesine yönelik daha neler göreceğiz?


Canan Özsoy
Gennaration

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Osmanlı tarihi, toplum ve ekonomi üzerine

Vücut Geliştirme Hareketleri: göstermeli anlatım

McDonald's ın vizyonu