17 Ekim 2011 Pazartesi

Beklentiler geçidi: "Hoşgeldiniz çocuklar!"

 Her insanın yaşamında bir takım beklentiler vardır. Çocukluğumuz ile başlar beklentilerimiz. İlk olarak, sevigi ve şevkat ile kucaklanırız. Hayatımız boyunca yaptığımız sosyal seçimlerimizde benzer tatlılıkta kucaklanmak isteriz. Çoğu insan belki de sevilmeyi ve saygı görmeyi beklerken kaçırır: yeşerebilecek bir tohumu...
 Beklenti olumsuz bir kelimedir. Bence, bu kelime hastalıklı bir duygunun dilimizdeki yansımasıdır.  Kelimenin kökünden yola çıkarsak, beklemekten türetildiğini var sayabiliriz. Tam bu noktada dilimize giren ve "beklenti" diyerek tasfir ettiğimiz kelime, genellikle iyimser olasılık silsilesinin oluşmasının istendiği ya da içten dilendiği bir olaylar dizisinden oluşur. Tanımın içinde pozitif istek ve dileklerimizi anlattığını söyledim. Doğrudur. Beklentiler bir çok masum ve saf duygular içinden gelir, fakat insanın ruhsal ve kişisel gelişimi için ciddi bir bocalama evresine dönüşebilir. Kelime eğer birey olamamış bir kişinin belleğinde özümsenir ve sıkça tekrar edilerek yaşanır ise, kişi hayal ve arzularını da "beklenti" kümesi altında yansıtmaya ve özlem duymaya başlar.
 Dolayısıyla, beklenti içindeki insan şimdiki zaman ile çelişebilir. Beklentileriyle çizdiği resmin içinde hapsolur. Yaşamında, yeşerebilecek tohumları kaçırır.
 Bir çok insan olgunlaşma evresinde, zihnindeki insana ulaşabilmesi için beklentilerini temizlemesi gerektiğini anlar. Böylece, insan doğru ve yanlışlarıyla kendi gibi olmayı öğrenecektir. Geleceğe ait beklentilerini bir kenara bırakarak, yeni doğan gün ile kucaklanır. Olgunlaşabilmek ve beklentilerimizden sıyrılarak yaşamımızdan zevk alabilmek için, her yeni güne karşılıksız sevgi, hoşgörü ve şevkat ile sarılmamız gerekir. Annemizin ve tüm annelerin bebeklerine sunduğu eşsiz karşılıksız sevgi gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder