1974, 30 Ekim tarihinde, geceyarısı 03.00 saatlerinde, Türkiye'de, insanlar, bir odaya doluşmuş tüplü bir ekran karşısında maç izliyordu. İzlenen boks müsabakası binlerce kilometre ötede bir spor salonunda yapılıyor, Muhammed Ali'nin karakteri, başarısı ve müslüman sempatisi dolayısıyla, Türkiye'de genci yaşlısı birçok insanı ekran başında Ali'nin Foreman'ı dövmesini istiyordu. TV'lerin, sinema salonlarının yerini alacağı görüşüyle yayılan bu mecra, o gün belli ki TV satın alan çoğu erkek gözünde üzerine harcanan parayı çıkarmıştı... (Ali Foreman'ı nakavt etmiş, ağır siklet kemerini geri kazanmıştı.) Televizyonlar, evlerimizden dünyaya bağlanma araçlarıydı. Çünkü, sinema salonlarında patlamış mısır yiyip kolamızı içerek heyecanla izlediğimiz Hollywood yıldızlarının hayatlarının hikayelerini, gündelik haberleri bedavaya salonumuzun koltuğunda uzanarak izleyebilme imkanı sağlayan mucizevi bir keşif aracı gibiydi. Televizyonlar Türkiye'ye gelir gelm...